Silivri Açıklarındaki Kazada Batan Geminin Yeri Tespit Edildi
Açıklamada, "İlk günden itibaren kaza bölgesinde çalışmalarını sürdüren Deniz Kuvvetlerimizin TCG Akın kurtarma ve yedekleme gemisi, batan geminin yerini tespit etti. Deniz Kuvvetleri unsurlarımız çalışmalarına koordineli şekilde devam ediyor." ifadeleri kullanıldı.
Mürettebatın yakınlarının bekleyişi sürüyor
Silivri açıklarında iki Türk bayraklı ticari geminin çarpışması sonucu batan gemide bulunan mürettebatın yakınları arama kurtarma ekiplerinden gelecek haberi bekliyor.
Marmara Denizi'nde 2 Eylül'de "MT Alsu" ile çarpışarak batan "Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin mürettebatının aileleri ve yakınlarının Silivri'deki bekleyişi sürüyor.
Kayıp mürettebattan Abdulbaki Mirzaoğlu'nun kardeşi Hasan Mirzaoğlu, gazetecilere, arama kurtarma çalışmalarının 24 saat aralıksız sürdüğünü söyledi.
Ümitli olduklarını belirten Mirzaoğlu, "Devlet büyüklerimizin yüksek bir çaba gösterdiklerine eminiz. Biz buna inanıyoruz ve bunu hissediyoruz. Acımız var, bunun farkındayız. Ama acımız olduğu kadar bizim ümidimiz de var. Sağ bulunacağını düşünüyoruz, ümidimiz o yönde. Ümidimiz, inşallah Allah'ın izniyle sadece abimin değil, bütün mesai arkadaşlarının bir arada sağ salim bulunması." diye konuştu.
Mirzaoğlu, haber alana kadar bekleyişlerini sürdüreceklerini dile getirerek, ağabeyinin yaklaşık 4 yıldır aynı şirkette çalıştığını, "Tuğberk İmamoğlu" gemisinde ise 2 aydır görev yaptığını ifade etti.
Abdulbaki Mirzaoğlu'nun oğlu Mahzun Mirzaoğlu da kazayı televizyon kanallarından öğrendiğini, babasıyla en son olayın yaşandığı gece görüştüklerini belirtti.
Babasının annesiyle yaptığı görüşmede herhangi bir olumsuzluktan bahsetmediğini söyleyen Mirzaoğlu, şöyle dedi:
“Umutlu bekleyişimiz devam ediyor, moralimizi yüksek tutuyoruz. Bir can salımız kayıp, bir can salı bulundu ancak gemide bir can salı eksik. Şirket yetkilileri ve gemi sahipleriyle konuştuğumuzda bunun açılmamasının imkansız olduğunu söylüyorlar. Umudumuz o yönde. İnşallah bütün mürettebat, kayıp 10 mesai arkadaşı o can salının içindedir diye düşünüyorum.”
“Herkesin canla başla çalıştığını görüyorum”
Kayıp mürettebattan Nidai Duman'ın kızı Süreyya Duman da babasıyla en son salı günü görüştüğünü ifade etti.
Babasının görüşme sırasında gemiyle ilgili herhangi bir olumsuzluktan söz etmediğini belirten Duman, "Genelde telefonunu kapatırdı. O esnada da 'Ben bir daha telefonumu kapatmayacağım, hep açık olacak.' dedi. 'Konuşuruz.' deyip kapattık." diye konuştu.
Kazayı annesinden öğrendiğini dile getiren Duman, ağabeyinin daha sonra şirketle iletişime geçtiğini ancak şirket yetkililerinin de o sırada ayrıntılı bilgiye sahip olmadıklarını söyledi.
Duman, arama kurtarma çalışmalarını yerinde takip ettiklerini belirterek, "Herkes çok ilgili. Herkesin canla başla çalıştığını görüyorum. Burada bir şirket görevlisi, 'Bir umut ama umutlandırmak da istemiyoruz.' diyerek bir can salının kayıp olduğunu söyledi. Bunu duyunca biz de umutlandık." dedi.
Silivri açıklarındaki gemi kazasına ilişkin şüphelilerin ifadelerine ulaşıldı
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca, Silivri'nin yaklaşık 18 deniz mili güneyinde Kocaeli'den Aliağa'ya seyir halinde olan, rulo sac metal ve inşaat demiri yüklü Türk bayraklı "Tuğberk İmamoğlu" isimli ticari gemi ile Türk bayraklı "Alsu" isimli ticari geminin çarpışması sonucu Tuğberk İmamoğlu isimli geminin batması ve gemideki 10 kişilik mürettebata ulaşılamaması üzerine başlatılan soruşturma sürüyor.
Soruşturma kapsamında, savcılığın şüpheliler 1. kaptan Ahmet Erarslan, 3. kaptan Murat Evciman hakkında tutuklama talepli gönderdiği sevk yazısında, olay anında Alsu gemisinin köprü üstünde yalnızca şüpheli 3. kaptan/vardiya zabiti Evciman'ın bulunduğu, herhangi bir gözcü veya dümenci görevlendirilmediği, şüpheli Evciman'ın gemiye olaydan iki gün önce katıldığı ve kaza anındaki 00.00-04.00 vardiyasını tuttuğu, gemiyi, manevra kabiliyetini ve köprü üstü cihazlarını henüz yeterince tanımayan tecrübesiz vardiya zabitinin köprü üstünde tek başına bırakıldığı aktarıldı.
Yazıda, şüpheli 1. kaptan Ahmet Erarslan'ın olay anında köprü üstünde bulunmayarak kamarasında istirahat halinde olduğu, şüpheli Erarslan'ın savunmasında da gözcü bulunmadığını, şirketin Emniyetli Yönetim Sistemi gereğince gözcü bulundurulması gerektiğini, gözcü görevlendirilmesine ilişkin inisiyatifin kaptanda bulunduğunu ve olay sırasında kendi inisiyatifi doğrultusunda gözcü görevlendirilmediğini açıkça beyan ettiği kaydedildi.
Beyanın, bilirkişi raporunda yer alan "köprü üstü vardiya organizasyonunun usulüne uygun oluşturulmadığı ve kaptanın seyir emniyetine ilişkin denetim yükümlülüğünü yerine getirmediği" yönündeki tespitlerle örtüştüğüne değinilen yazıda, şüpheli Evciman'ın ise karşı geminin telsiz mutabakatına aykırı tehlikeli manevrasını yaklaşık 0,5 deniz mili gibi yakın bir mesafede fark ettiği, buna rağmen çarpışmayı önlemek veya sonuçlarını azaltmak amacıyla zamanında hız azaltma, makine stop yahut tam tornistan manevrası yapmayarak yalnızca iskele yönündeki rota değişikliğine devam ettiği, bilirkişi heyetince bu hususların kazanın meydana gelmesi ve neticenin ağırlaşması bakımından kusur oluşturduğunun değerlendirildiği ifade edildi.
Sevk yazısında, "Tuğberk İmamoğlu" gemisinin çarpma sonucunda battığı ve gemide bulunan 10 kişilik mürettebata halen ulaşılamadığı da dikkate alınarak şüpheliler Erarslan ve Evciman'ın "taksirle öldürme" suçundan tutuklanmalarına karar verilmesi talep edildi.
Yazıda ayrıca, şüpheliler Murat Gezgin, Necip Meraloğlu, Barış Hazar ve Serkan Ayar hakkında ise "yurt dışına çıkamama" şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakılmaları istendi.
Hakimliğin kararında şüphelilerin ifadeleri yer aldı
Hakimlik kararında ifadesine yer verilen şüpheli 1. kaptan Ahmet Erarslan, gemiye bir ay önce katıldığını, kazanın yaşandığı saatte istirahatte olduğunu, kaza saatinde geminin kendi sevk ve iradesinde olmadığını, olay anında geminin yüksüz olduğunu, kaza anında yaslama sesi duyduğunu, kalktığında güverte reisi Süleyman Eker'in "çarpıştık, çarpıştık" şeklinde bağırmasını duyduğunu, köprü üstüne çıktığında "Tuğberk İmamoğlu" isimli gemiyi sancak kıç omuzluğunda ışıkları yanar vaziyette gördüğünü, iki gemi arasındaki mesafenin yaklaşık 300 metre civarında olduğunu söyledi.
Alsu gemisinin sola dönüşe geçtiği esnada yaklaşık 2-3 dakika "Tuğberk İmamoğlu" gemisinin ışıklarını gördüğünü, dönüşün bitmesine yakın "Tuğberk İmamoğlu" gemisinin ışıklarının tamamen kaybolduğunu, geminin dönüşünün 5 dakikaya yakın sürdüğünü aktaran Erarslan, ifadesinde şunları kaydetti:
“Radardan mevkisine baktım ve yaklaşık 1-2 dakika içerisinde gemi kayboldu. Artık radardan da gözükmedi. Hemen Sektör Marmara ile irtibat kurdum. Durumu bildirdim. Kaza anında gemi üstünde gözcü bulunmuyordu. Gemide gözcü bulundurmak kaptanın insiyatifine bağlı olup trafiğin yoğun olduğu kısımlarda gözcü bulundurulması gerekmektedir. Biz 'Tuğberk İmamoğlu' gemisine çarpmadık. 'Tuğberk İmamoğlu' isimli gemi bizim gemimize çarpmıştır. 'Tuğberk İmamoğlu' isimli gemi, gemimize 'İskeleye al' uyarısı yaptıktan sonra gemimiz iskeleye aldığı halde 'Tuğberk İmamoğlu' isimli gemi kendisini iskeleye alması yerine sancağa alması nedeniyle gemimize çarpması neticesinde kazanın meydana geldiğini düşünüyorum. Bilirkişi raporunda hakkımda yapılan tespitleri kabul etmiyorum. Yaşanan olayda bir kusurum bulunmamaktadır. Gemimiz şiddetli biçimde çarpmış olsaydı, bulunduğumuz gemide daha büyük hasar meydana gelirdi. 'Tuğberk İmamoğlu' isimli geminin AIS cihazı kapalı konumdaydı.”