İstanbul'un İlk Kuşatmasında Sahabelerin Şehit Düştüğü Kapı
"Şehrin Tarihine Açılan Kapılar" başlıklı dosya haberinin dördüncü bölümünde, Haliç'e hakim konumu, fetih anlatılarındaki rivayetleri ve sahabe kabirleriyle kentin manevi hafızasını taşıyan Eğrikapı'nın hikayesi ele alındı.
Haliç ile Kara Surları'nın birbirine yaklaştığı noktada bulunan, Doğu Roma döneminde "Porta Kaligaria" adı verilen kapının çevresinde Doğu Roma askerlerinin "kaliga" adı verilen çizmelerinin üretildiği bölgenin bulunduğu biliniyordu.
Tarih boyunca defalarca kuşatılan İstanbul'un surlarının Haliç'e kadar uzanan bölümü, özellikle Geç Bizans döneminde savunma açısından daha zayıf noktalardan biri olarak öne çıktı.
Eğrikapı'nın tarihindeki en dikkati çekici dönemlerden biri ise Emeviler dönemindeki ilk Arap kuşatmaları oldu.
Buna 90 yaşındaki Ebu Eyyub el-Ensari'nin (Eyüp Sultan) yanı sıra İstanbul'un fethine ilişkin hadisişerifte müjdelenen askerler arasında yer almak isteyen çok sayıda kişi de katıldı.
Kuşatmada şehit olan Eyüp Sultan'ın cenazesinin surlara en yakın noktaya kadar taşındığı ve burada bırakıldığı ifade edildi.
Osmanlı İmparatorluğu'nun hüküm sürdüğü geniş coğrafyaya inşa ettiği eserlerle damga vuran Mimar Sinan'ın son eseri olduğu söylenen Kazasker İvaz Efendi Camisi de bu bölgede bulunuyor.
"Burası surların en zayıf noktasıydı"
Sanat tarihçisi Elif Rana Kabalıoğlu, AA muhabirine, İstanbul surlarının Haliç'e en yakın bölümünde bulunan Eğrikapı'nın Doğu Roma dönemindeki adının "Porta Kaligaria" olduğunu söyledi.
Kabalıoğlu, "Biz şu an Kara Surları'nın Haliç Surları'na en yakın olduğu noktada ve kapıdayız. Doğu Roma İmparatorluğu'nda buranın ismi Porta Kaligaria olarak verilmekteydi. Bunun da sebebi Doğu Roma askerlerinin 'kaliga' adı verilen çizmelerinin üretildiği lokasyonun burada bulunmasından dolayıdır." dedi.
Eğrikapı'nın savunma açısından da önemli bir konumda bulunduğunu anlatan Kabalıoğlu, İstanbul'un çok sayıda kuşatmaya sahne olduğunu aktardı.
Kabalıoğlu, "32 defa kuşatılan bir şehirden ve surlardan bahsediyoruz. Haliç'e kadar uzanan kısmına, özellikle de Geç Bizans Dönemi'nde 'Surların en zayıf noktası burasıydı' diyebiliriz." ifadelerini kullandı.
"Şehitlerin cenazelerini surların en yakınına kadar taşıdılar"
Eğrikapı'nın tarihindeki en önemli olaylardan birinin ilk Arap kuşatması sırasında yaşandığına dikkati çeken Kabalıoğlu, Ebu Eyyub el-Ensari'nin de buna katıldığını vurguladı.
Kuşatmaya katılanların İstanbul'da surların çevresinde mücadele ettiğinin altını çizen Kabalıoğlu, şöyle devam etti:
"Emeviler döneminde Araplar tarafından düzenlenen ilk İstanbul kuşatmasına 90 yaşında bulunan Ebu Eyyub el-Ensari katılmıştı. Onunla birlikte meşhur hadisişerifin muhteviyatına dahil olmak isteyen askerler de Mekke topraklarından, Arabistan'dan kalkıp buralara kadar gelmişlerdi. Ebu Eyyub el-Ensari ve askerlerinin şehit olduğu vakitte surların en yakınına kadar cenazesini taşıdıkları ve burada bıraktıkları hatta dönemin imparatoruyla bir pazarlığa giriştikleri noktadan bahsediyoruz. Çünkü cenazeyi burada bıraktıklarında dönemin imparatoru ve komutanları 'Biz, siz gittikten sonra o cesedi parçalayacağız ve yok edeceğiz' diyorlar. Onlar da buna karşılık 'Biz de Arap topraklarındaki kendi elimiz altında bulunan tüm topraklardaki Hristiyanları katlederiz' diye cevap veriyor. Karşılığında cenazeye bir şey yapılamıyor ve daha sonra bugünkü kabrine naklediliyor."
Çok sayıda sahabe bulunuyor
Kabalıoğlu, bölgedeki mezarlıkların da bu tarihsel sürecin izlerini taşıdığına işaret etti.
Kapının hemen çevresindeki kabirlere dikkati çeken Kabalıoğlu, "Sağımıza ve solumuza baktığımızda döneme ait çok fazla şehit kabirleri olduğunu görmekteyiz. Nitekim kapının hemen sağ tarafında Hazreti Halit bin Zeyd (Eyüp Sultan), Hazreti Şube, Ebu Şeybe el-Hudri ve Ebu Sadık Hazretleri'nin bulunduğunu görüyoruz." diye konuştu.
Bu kabirlerin bölgedeki çatışmaların boyutuna ilişkin önemli bir iz taşıdığını belirten Kabalıoğlu, burada Doğu Roma İmparatorluğu döneminde ilk Arap saldırısında çok büyük çarpışmaların yaşandığı ve çok fazla şehit verildiğini gördüklerini kaydetti.
Eğrikapı'nın Osmanlı dönemindeki hikayesi
Kabalıoğlu, Eğrikapı'nın Osmanlı döneminde de önemini koruduğunu, Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde bölgeye ilişkin bir iskan anlatısının bulunduğunu söyledi.
Buraya Isparta'nın Eğirdir kasabasından gelenler yerleştirildiğini anlatan Kabalıoğlu, "Yani Osmanlı İmparatorluğu'nun şenlendirme yani burayı Müslümanlaştırma politikasının gereğince buraya bir iskan faaliyeti yapılmış." bilgisini verdi.
Kabalıoğlu, surların çevresinde farklı dönemlere ait yapıların bir arada bulunduğunu belirtti.
Surların etrafında çok yoğun bir şekilde kilise ve sinagogların olduğunu aktaran Kabalıoğlu, "Osmanlı dönemindeki mimari uygulamalara bakarsak mesela bizim Doğu Roma İmparatorluğu'nun önemli bir özelliği olan Blaherne Sarayı ile Anemas Zindanları'nı görüyoruz." dedi.
Kabalıoğlu, bu sarayın savunma yapısındaki değişikliğinin Eğrikapı'nın fetih sırasındaki konumunu etkilediğine dikkati çekerek, " Manuel Komnenos'un, Blaherne Sarayı'nda sur sayısını üçten bir kademeye düşürmesi sebebiyle İstanbul'un fethinde en zayıf sur noktasının burası olduğunu ve buranın hemen düştüğünü görmekteyiz." diye konuştu.
Osmanlı döneminde bölgenin imar edildiğini de belirten Kabalıoğlu, Mimar Sinan'ın son eseri olduğu bilinen Kazasker İvaz Efendi Camisi'nin de burada yapıldığını kaydetti.