İkinci
derece tescilli kültür varlığı olan konak, dört yıl süren restorasyonun
ardından özgün mimarisi korunarak 2020 yılında turizme kazandırıldı.
Ahşap
taşıyıcı sistemi, taş ve ahşabın uyumlu kullanımı, geleneksel oda
düzeni ve dönemin mimari ayrıntılarıyla öne çıkan yapı, ziyaretçilere
geçmişin yaşam kültürünü hissettiren farklı bir konaklama deneyimi
sunuyor.
Otelin işletmecisi Cemreyaz Alacahanlı, AA muhabirine,
yaklaşık 10 yıl önce ailesi tarafından harap haldeyken satın alınan
konağın titiz bir restorasyon süreciyle yeniden ayağa kaldırıldığını
söyledi.
Yapının 1900'lü yılların başında inşa edildiğini
öğrendiklerini belirten Alacahanlı, konağın gerçek bir Türk konağı
mimarisini yansıttığını kaydetti.
Restorasyon boyunca tarihi
yapının özgün kimliğini korumaya büyük özen gösterdiklerini vurgulayan
Alacahanlı, "Konağın içinden çıkan bir çıtayı bile koruduk. Sağlam
durumdaki tüm kapıları kullandık. Eksik olanları ise aynı ahşap
işçiliğiyle birebir yeniden yaptırdık." ifadelerini kullandı.
Alacahanlı,
konağın ikinci derece tescilli kültür varlığı olduğunun satın
alındıktan sonra belirlendiğini, bu nedenle restorasyonun dört yıl
boyunca Anıtlar Kurulu denetiminde yürütüldüğünü dile getirdi.
Yapının
en dikkat çekici özelliğinin tamamen geleneksel ahşap taşıyıcı sistemle
inşa edilmiş olması olduğunu belirten Alacahanlı, binada çelik, beton
veya demir kullanılmadığını ifade etti.
Yalnızca ahşap taşıyıcı
sistemiyle ayakta kalan konağın geleneksel Türk yapı teknolojisinin
önemli örneklerinden biri olduğuna işaret eden Alacahanlı, şöyle
konuştu:
"Her odada çekirdek ailelerin yaşam alanları bulunuyor.
Odalardaki ocaklar, Eğirdir evlerine özgü banyo düzeni ve yaşam
kültürünü yansıtan tüm detayları koruduk. Konağın eski sahipleri
'Eskiciler' lakabıyla biliniyordu. Biz de bu tarihi yaşatmak amacıyla
yapının adını 'Eskiciler Konağı' olarak koruduk. Eğirdir Adası'nın eski
adı olan 'Nis'i de otelimizin ismine ekleyerek bu mirası geleceğe
taşımak istedik."
Fransız turistler konağı beğendi
Fransa'dan
Türkiye'ye gelen Nina Daure ile babası Stéphane Daure de iki gece
konakladıkları tarihi otelin atmosferinden ve Eğirdir'in doğal
güzelliklerinden etkilendiklerini dile getirdi.
Nina Daure, otelin
göl manzarası ve konumunun kendilerini hayran bıraktığını belirterek,
gölde yüzme ve doğa yürüyüşü gibi aktiviteler için ideal bir noktada
bulunduğunu söyledi.
Stéphane Daure ise konağın geleneksel mimarisinden etkilendiklerini kaydetti.
Konağın
şehrin tipik mimarisini yansıtan tarihi bir yapı olduğuna dikkati çeken
Daure, ahşap ve taşın birlikte kullanıldığı geleneksel mimariyi hem
burada hem de yarımadadaki evlerde gördüklerini ifade etti.