EKONOMİ

Açlık Sınırı 33 Bin Lirayı Aştı

Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi'nin araştırmasına göre Nisan ayı açlık sınırı 33 bin lirayı aştı. 4 ay önce belirlenen asgari ücreti 5 Bin 300 lira geçti. Yoksulluk sınırı ise 110 bin liraya dayandı... 

Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi, Nisan 2026 dönemine ait açlık ve yoksulluk sınırı verilerini kamuoyuyla paylaştı.

BİSAM’ın açıklamasına göre açlık sınırı asgari ücreti 5 Bin 294 lira geçerek 33 bin 369 lirayı buldu.

Bir ailenin insanca yaşaması için gereken yoksulluk sınırı ise 110 bin liraya dayandı.

Türkiye İstatistik Kurumu verileri ve internet fiyatları üzerinden yapılan hesaplamalar, Türkiye’de bir ailenin sadece karnını doyurabilmesi için gereken tutarın dahi ulaşılmaz bir noktaya geldiğini ortaya koydu...

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması, yani açlık sınırı 33 bin 369 lira olarak hesaplandı.

Ancak kriz sadece mutfakla sınırlı değil. Eğitim, sağlık, barınma, ısınma ve ulaşım gibi tüm temel giderler eklendiğinde ortaya çıkan yoksulluk sınırı ise 109 bin 630 lira seviyesine ulaştı.

Bu rakamlar, asgari ücretle geçinmeye çalışan milyonlarca hanenin içinde bulunduğu ekonomik krizi açık şekilde gösteriyor.

Araştırma, dört kişilik bir ailenin sadece mutfak masrafı için her gün cebinden Bin 112 lira çıkarması gerektiğini ortaya koydu. Günlük harcama tablosunda en ağır yükü, çocukların gelişimi için hayati önem taşıyan süt ve süt ürünleri oluşturdu:

Ekmek ve Tahıllar: Günlük 84 TL ekmek, 15,52 TL ise diğer tahıllar için ayrılmalı.

Yağ ve Şeker: Günlü katı ve sıvı yağlar için 54,59 TL, şekerli ürünler için ise 43,81 TL bütçe ayrılması şart.

Harcama gereksinimi, aile bireylerinin yaşına ve cinsiyetine göre de değişiklik gösteriyor. Sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek için aylık mutfak masrafı; 15-18 yaş arası bir genç için 9 bin 370 lira, yetişkin bir erkek için 9 bin 131 lira, yetişkin bir kadın için 8 bin 767 
lira ve 4-6 yaş arası bir çocuk için 6 bin 101 lira olarak belirlendi.

Raporda, özellikle gelişim çağındaki gençlerin süt ürünlerine, küçük çocukların ise yumurtaya erişiminin hayati önemde olduğu ancak artan maliyetlerin bu erişimi olanaksız kıldığı vurgulandı.