Lozan Barış Antlaşması'nın 103. Yıldönümü
İstiklal Savaşıyla kazandığımız bağımsızlığımızı, tüm dünyaya tescil ettirdiğimiz Lozan Antlaşması'nın üzerinden tam 103 yıl geçti... Türkiye, Sevr ile kendisinden koparılan toprakları ve haklarını, Lozan ile güvence altına aldı... Misak-ı Milli sınırlarının belirleyicisi, Cumhuriyetin temeli ve tapusu Lozan Antlaşması, Türk tarihinin en önemli diplomatik zaferi olarak benzersiz özelliğini sürdürüyor...
Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk Lozan Anlaşmasının önemini bu sözleriyle anlatmıştı.
Misak-ı Milli sınırlarının belirleyicisi, Cumhuriyetin temeli ve tapusu Lozan Antlaşması, Türk tarihinin en önemli diplomatik zaferi olarak kabul ediliyor.
Osmanlı İmparatorluğu, Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik ayrılmış ve İtilaf Devletleri ile kendi yok oluşunun belgesi niteliğindeki Sevr Antlaşması'nı imzalamıştı.
O günlerde Anadolu'dan ateşlenen; Türk Ulusu'nun tam bağımsızlık hareketi ise batılı devletlerce sadece bir hayal olarak değerlendiriliyordu... Türkün 3,5 yıl sürecek zorlu bir Kurtuluş Savaşı'na kalkışabileceğini hiçbir devlet kestirememişti.
Türk Ulusu Mustafa Kemal önderliğinde, tam bağımsızlık uğruna savaş meydanlarında amansız bir mücadeleye girişmiş ve zaferle ayrılmasını bilmişti.
Artık mücadele masa başında yapılacaktı.
Mustafa Kemal, savaş alanında göğüs göğüse çarpışan İsmet İnönü'nün masabaşında da galip geleceğinden emindi ve görüşmelerin yapılacağı İsviçre'nin Lozan kentine İnönü'yü gönderme kararı aldı.
Görüşmeler 20 Kasım 1922'de başladı. İsmet Paşa'ya Ankara'dan iki konuda geri adım atmaması talimatı gelmişti. Misak-ı Milli sınırları ve kapitülasyonlar... İsmet Paşa da geri adım atmadı... Giderek sertleşen görüşmeler, 4 Şubat 1923'te kesildi. Hatta savaş
ihtimali yeniden belirdi... Oteline dönen İsmet Paşa ise yabancı gazetecilere, "Esaret altına girmeyi kabul etmedik, etmeyeceğiz " dedi.
Bağımsızlık, savaşlara devam etmek pahasına kazanılacaktı...
Türk ulusunun kararlı duruşu; yabancı devletleri geri adıma zorladı... 23 Nisan'da yeniden başlayan görüşmeler, 24 Temmuz'da noktalandı. Lozan'la Türklerin bağımsız bir devlet olduğu uluslararası toplumda kabul gördü. Kapitülasyonlar kaldırıldı, Osmanlı
borçları, imparatorluktan ayrılan devletler arasında paylaştırıldı ve ekonomik bağımsızlık da sağlandı.
Lozan Barış Antlaşması, tarih sahnesine tam hür, içte ve dışta tam bağımsız, egemen, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti niteliklerine sahip çağdaş Türkiye Cumhuriyeti Devletini yarattı.
İsmet Paşa, Ankara'ya dönüşünde Meclis'te yaptığı konuşmada, "Benim kanaatim odur ki, imza ettiğimiz sulh ile hakiki bir sulh yapacağız ve bu sulh ile milletler arasında yakın bir anlaşma hasıl olacaktır" dedi.
"Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan, yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır” diyen Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, Türk tarihinin en büyük eseri Nutuk'ta, Lozan zaferini Türk Milleti'ne, hem "tarih
yaratıcısı" hem de "tarih yazıcısı" rolüyle, Lozan'daki zaferi gölgelemeye çalışanlara ve çalışacaklara ders niteliğinde, ilk ağızdan ve tüm ayrıntılarıyla böyle anlatmıştı:
Misak-ı Milli sınırlarının belirleyicisi, Cumhuriyetin temeli ve tapusu Lozan Antlaşması, Türk tarihinin en önemli diplomatik zaferi olarak kabul ediliyor.
Osmanlı İmparatorluğu, Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik ayrılmış ve İtilaf Devletleri ile kendi yok oluşunun belgesi niteliğindeki Sevr Antlaşması'nı imzalamıştı.
O günlerde Anadolu'dan ateşlenen; Türk Ulusu'nun tam bağımsızlık hareketi ise batılı devletlerce sadece bir hayal olarak değerlendiriliyordu... Türkün 3,5 yıl sürecek zorlu bir Kurtuluş Savaşı'na kalkışabileceğini hiçbir devlet kestirememişti.
Türk Ulusu Mustafa Kemal önderliğinde, tam bağımsızlık uğruna savaş meydanlarında amansız bir mücadeleye girişmiş ve zaferle ayrılmasını bilmişti.
Artık mücadele masa başında yapılacaktı.
Mustafa Kemal, savaş alanında göğüs göğüse çarpışan İsmet İnönü'nün masabaşında da galip geleceğinden emindi ve görüşmelerin yapılacağı İsviçre'nin Lozan kentine İnönü'yü gönderme kararı aldı.
Görüşmeler 20 Kasım 1922'de başladı. İsmet Paşa'ya Ankara'dan iki konuda geri adım atmaması talimatı gelmişti. Misak-ı Milli sınırları ve kapitülasyonlar... İsmet Paşa da geri adım atmadı... Giderek sertleşen görüşmeler, 4 Şubat 1923'te kesildi. Hatta savaş
ihtimali yeniden belirdi... Oteline dönen İsmet Paşa ise yabancı gazetecilere, "Esaret altına girmeyi kabul etmedik, etmeyeceğiz " dedi.
Bağımsızlık, savaşlara devam etmek pahasına kazanılacaktı...
Türk ulusunun kararlı duruşu; yabancı devletleri geri adıma zorladı... 23 Nisan'da yeniden başlayan görüşmeler, 24 Temmuz'da noktalandı. Lozan'la Türklerin bağımsız bir devlet olduğu uluslararası toplumda kabul gördü. Kapitülasyonlar kaldırıldı, Osmanlı
borçları, imparatorluktan ayrılan devletler arasında paylaştırıldı ve ekonomik bağımsızlık da sağlandı.
Lozan Barış Antlaşması, tarih sahnesine tam hür, içte ve dışta tam bağımsız, egemen, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti niteliklerine sahip çağdaş Türkiye Cumhuriyeti Devletini yarattı.
İsmet Paşa, Ankara'ya dönüşünde Meclis'te yaptığı konuşmada, "Benim kanaatim odur ki, imza ettiğimiz sulh ile hakiki bir sulh yapacağız ve bu sulh ile milletler arasında yakın bir anlaşma hasıl olacaktır" dedi.
"Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan, yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır” diyen Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, Türk tarihinin en büyük eseri Nutuk'ta, Lozan zaferini Türk Milleti'ne, hem "tarih
yaratıcısı" hem de "tarih yazıcısı" rolüyle, Lozan'daki zaferi gölgelemeye çalışanlara ve çalışacaklara ders niteliğinde, ilk ağızdan ve tüm ayrıntılarıyla böyle anlatmıştı: